Mustafa İsmet İnönü, 24 Eylül 1884 yılında İzmir’de doğmuştur. İzmir’in Konak ilçesinde Tarihte İngiliz Yokuşu olarak bilinen, şimdi ise 842 sokak olarak bilinen merdivenli bir sokakta, ahşap bir evde doğan İsmet İnönü’nün ailesi Bitlislidir. İsmet İnönü’nün doğduğu dönemde babası Reşit Efendi İzmir Adliyesi’nde sorgu yargıcı yardımcısı olarak çalışıyordu. Bu nedenle o dönem İzmir’delerdi. Ailesiyle birlikte bir dönem Malatya’da yaşayan İsmet İnönü, Malatyalı olarakta biliniyor. İsmet İnönü’nün Annesi Cevriye Hanım, Babası Reşit Efendi’dir. Cevriye Hanım ve Reşit Efendini 2. oğulları olarak dünyaya gelen İsmet İnönü önünde nasıl bir hayat olduğunu, neleri başaracağını bilmemekteydi. Babası Reşit Efendi, Bitlis’in tanınmış ailelerinden olmakla birlikte Kürt asıllı Kürümoğulları ailesinin çocuğudur. Annesi Cevriye Hanım ise aslen Razgrad’lı olup, babası Razgrad ulemasından Müderris Hasan Efendi 1870’li yıllarda göç ederek İstanbul’a yerleşmiştir. Cevriye Hanım ile Reşit Efendi 1880’de İstanbul’da evlenmişlerdir. Toplamda 5 çocukları olan Cevriye Hanım il Reşit Efendi’nin ilk çocuklarının ismi Ahmet Mithat, ikincisinin İsmet, üçüncüsünün Hasan Rıza, dördüncüsünün Hayri, ve son olarak tek kız çocuklarının adı da Seniha Okatandır. 4 kardeşi olan İsmet İnönü kardeşleri arasında en başarılısıydı.

Öğrenim Hayatı

Babasının tayin durumundan dolayı ailesiyle Sivas’a taşınmak zorunda kalan İsmet İnönü, ilk öğrenimini ve orta öğrenimini Sivas’ta tamamladı. İlk okul yıllarından itibaren göze çarpan, başarılı bir çocuktu. Bir yıl Sivas’ta Mülkiye İdadisi’nde öğrenim gördükten sonra, 1897 yılında İstanbul’daki Mühendishane İdadisi’nde öğrenim görmeye başladı. Burada da bir süre öğrenim gördükten sonra 14 Şubat 1901’de Mühendishane-i Berr-i Hümâyun’a yani topçu okuluna girip buradaki öğreniminden 1 Eylül 1903 tarihinde topçu teğmeni olarak ayrıldı. Topçu okulundan mezun oldukta sonra 26 Eylül 1906 tarihinde Erkân-ı Harbiye Mektebi’nde öğrenime başlayarak, öğrenim gören ve birincilikle bitirerek kurmay yüzbaşı rütbesine ulaşan İsmet İnönü, Edirne’deki 2. Ordu’nun 8. Topçu Alayında 3. Batarya Bölük komutanı olarak kurmay stajını yaptı.

Orduda İlk Yılları

1908 yılında 2. Süvari Fırkasının kurmayı olan ve 31 Mart İsyanı’nda Hareket Ordusu karargahında görev alan İsmet İnönü, 1910’da 4. Kolordu kurmaylığına getirildi. 1911’de Yemen Kuvayi Mürettebe Komutanlığı’nın kurmayı ve 26 Nisan 1912’de binbaşı rütbesini alan İsmet İnönü Yemen Kuva-yi Umumîye Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevine terfi etti.

1912-1913 seneleri arasında Harbiye Nezareti’nde Başkomutanlık Karargâhı 1. Şubede görev aldı ve İkinci Balkan Savaşı’nda Çatalca Ordusu Sağ Cenah Komutanlığı kurmaylığına terfi etti. Savaştan sonra İstanbul Antlaşması’nın neticelenmesinde Bulgarlar ile müzakere eden heyette askeri danışman olarak görev aldı. Enver Paşa 1914 tarihinde, Harbiye Nazırlığı yapmıştır ve aynı sene içinde Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği’ne atanmıştır. Bunun yanında başlattığı ordunun geliştirilmesinde İsmet İnönü önemli bir rol oynamıştır.

Askeri Yaşamı

1. Dünya Savaşı

29 Kasım 1914’te yarbaylığa yükseltirerek 2 Aralık 1914’te Genel Karargâh 1. Şube Müdürü oldu. 2 Aralık 1915’de 2. Ordu Kurmay başkanlığına atandı ve 14 Aralık 1915 tarihinde albay oldu.

I. Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi’nde Kolordu Komutanı göreviyle, Mustafa Kemal Paşa ile görev aldı ve bu sırada Mustafa Kemal Paşa bu ordunun 16. Kolordu komutanlığına terfi etti. 1916 yılının yaz aylarında bir süre çarpışmaları yönetti. 2. Ordu Komutan Vekili Mustafa Kemal Paşa’nın tavsiyesiyle, 12 Ocak 1917 tarihinde 4. Kolordu Komutanlığı’na terfi etti.

Bir süre sonra İstanbul’a geri çağrıldı ve Halep’te 7. Ordu’nun kurulmasında görev aldı. 1 Mayıs 1917 tarihinde Filistin Cephesi’nde 20. Kolordu komutanlığına, 20 Haziran 1917 tarihinde 3. Kolordu komutanlığına atandı. Bu sırada 7. Ordu’nun komutanlığını üstlenen Mustafa Kemal Paşa ile yeniden yakın ilişki içine girdi. Fakat Megiddo Muharebesi sırasında yaralanınca tedavi için İstanbul’a geri gönderildi.

Kurtuluş Savaşı

30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından az önce Sina ve Filistin Cephesindeki Yıldırım Orduları Grubu’nun Komutan Edmund Allenby karşısında uğradığı Nablus yenilgisiden sonra rahatsızlanarak İstanbul’a geri dönen İsmet İnönü, 24 Ekim 1918 tarihinde Harbiye Nezareti’nde müsteşarlığa terfi etti. 29 Aralık 1929’da Paris Barış Konferansı’na hazırlık için kurulan komisyonda askeri müşavir olarak görev aldı. 4 Ağustos 1919’da sadece sekiz gün için Askeri Şura Muamelat-ı Umumiye amirliğine, bir dönem de jandarma ve polis örgütünün iyileştirilmesi için kurulan komisyona üye olarak görevde bulundu. Bütün bunlar genellikle birkaç günlük görevlerdi.

Albay İsmet İnönü, ilk kez 8 Ocak 1920’de Ankara’ya gitti ve kısa bir süre Mustafa Kemal’le görevlerde bulundu. Yeni kurulan Ali Rıza Paşa hükümetinde harbiye nazırı olan Fevzi Çakmak Paşa’nın çağrısı üzerine şubat sonlarında İstanbul’a gitti. 9 Nisan 1920’de Mustafa Kemal’in emri üzerine Ankara’ya döndü ve İstanbul’la olan ilişkilerini sonlandırdı.

23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Edirne’nin milletvekili olarak katılan İsmet İnönü, 3 Mayıs 1920’de İcra Vekilleri Heyeti’nde Genelkurmay Başkanlığı görevine getirildi. Bu göreve alındığında albaydı ve kendisinden rütbe anlamında çok daha üstün komutanlar vardı. İsmet İnönü, 6 Haziran 1920’de İstanbul’da divan-ı harp tarafından idam cezasına çarptırıldı.

10 Kasım 1920 tarihinde milletvekilliği ve vekillik görevi saklı kalmak şartıyla Batı Cephesi Kuzey Kesimi Komutanlığı’na terfi etti. Çerkez Ethem Ayaklanması’nın ve iç isyanların durdurulmasında önemli rol oynadı. Ocak 1921 tarihinde Birinci İnönü Muharebesinde Yunan ilerlemesini durdurunca 5 senelik Albaylık rütbesinden alınarak Tuğgeneral rütbesine atandı. Mart 1921 taihinde İkinci İnönü Muharebesindeki başarıdan sonra Fevzi Paşa Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla Birinci Orgeneral rütbesine terfi etti. İsmet İnönü ise 4 Mayıs 1921’de Batı Cephesi komutanlığına getirildi. Fakat 17 Temmuz 1921 tarihinde Kütahya-Eskişehir Muharebelerini kaybedince Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Genelkurmay Başkanlığı görevinden alınarak, yerine 3 Ağustos 1921 tarihinde aynı zamanda Başvekil ve Milli Müdafaa Vekili de olan Fevzi Paşa getirildi. Türk Ordusu’nun kurtarılan bölükleri Polatlı’ya kadar dönerek birkaç gün sonra başlayacak olan Sakarya Savaşı’na hazırlandılar.

Daha sonra Sakarya Meydan Savaşı sırasında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Başkomutanlığa getirilen Mustafa Kemal Paşa’nın emri altında Tuğgeneral rütbesi ile bulundu ve düşman Afyon’un güneyine kadar püskürtüldü. İsmet İnönü, Büyük Taarruz’dan sonra Mustafa Kemal Paşa tarafından ateşkes görüşmelerinde bulunmak üzere Mudanya’ya gönderildi.

Cumhuriyet Öncesi, Siyasal Yaşamı

3-11 Ekim 1922 tarihleri arasında Milli Mücadele’nin sonunu belirleyen Mudanya Mütarekesi görüşmelerinde Türk tarafını temsil eden İsmet İnönü, 26 Ekim 1922 tarihinde hariciye vekili oldu. Lozan görüşmelerinde murahhas heyetin başkanlığını yaptı ve yeni devletin bağımsızlığını ve egemenliğini onaylayan, Sevr Antlaşması ve Mondros Ateşkes Antlaşma’sının geçersiz kılan Lozan Antlaşması’nı imzaladı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ikinci döneminde yani 1923-27 yılları arasında Malatya milletvekili olarak bulunan İsmet İnönü, Fethi Okyar’ın kurduğu İcra Vekilleri Heyeti’ne tekrar hariciye vekili olarak girdi. 23 Ağustos’ta Lozan Barış Antlaşması’nı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kabul etmesi, siyasal ve diplomatik anlamdaki başarısının en önemlisi oldu.

29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanı ile biten süreçte, Mustafa Kemal Paşa ile yakın siyasal işbirliği içerisindeydi. 30 Ekim 1923 tarihinde İlk Cumhuriyet hükümetini kurdu ve bunların yanı sıra Cumhuriyet Halk Partisi genel başkan vekilliğini üstlendi.

İsmet İnönü’nün ilk başbakanlık döneminde Cumhuriyetin ilk devrimleri yapılmaya başlandı. 3 Mart 1924 tarihinde; İlk ve Orta Öğretimin Birleştirilmesi, Halifeliğin Kaldırılması ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulması bu dönemde gerçekleştirildi. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk muhalefet partisi olarak Kazım Karabekir tarafından kurulan ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Çankaya’ya olan aşırı muhalefeti’ni hükümet üzerinden yürütmesi üzerine cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa ile anlaşarak 8 Kasım 1924’te başvekillikten istifa ederek 21 Kasım 1924’te yeni hükümeti Fethi Bey kurdu.

Doğu bölgesindeki Şeyh Said İsyanı üzerine isyana müdahelede başarısız olan Fethi Bey istifa etti ve 3 Mart 1925 tarihinde İsmet İnönü cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa tarafından yeniden hükümeti kurmakla görevlendirildi. Ayaklanmanın bastırılmasında o dönemin hükümet başkanı olarak önemli rol oynayarak 6 Mart 1925 tarihinde Takrir-i Sükun Kanunu’nun yürürlüğe konması hemen sonrasında da İstiklal Mahkemeleri’nin kurulmasını sağladı. Tüm muhalefet partileri ve muhalif gazeteleri kapattırarak tek parti diktatörlüğünün kurulmasını sağladı. İsyan kısa zamanda sindirildikten sonra da muhalefete yapılmasına izin vermedi. Bu dönemde hala askerliğe devam ederek 1926 yılında Orgeneral rütbesine terfi etti ve yine 1926 yılı içinde askerlikten emekli oldu. Bu tarihten sonra, yeni Türk Devleti’nin oluşumunda Mustafa Kemal Paşa ile birlikte en önemli siyasi kişilik olarak belirlendi.

1934 yılında Soyadı Kanunu çıktığında Mustafa Kemal Paşa’nın verdiği İnönü soyadını alan İsmet İnönü, 1924 yılından 1937 yılına kadar başvekillik görevine devam etti. Bu dönemde ülkedeki bütün önemli siyasal gelişmelerde önemli rol oynadı. Devrimlerin yapılmasında, iktisat politikasında, devletçilik ilkesinin kabul edilmesi ve uygulanmasında, yeni Türk Devleti’nin kalkınmasında çok önemli bir rol oynadı.

1937 yılının Eylül ayında İsmet İnönü, Mustafa Kemal Paşa ile aralarındaki bazı görüş ayrılıkları yüzünden, Mustafa Kemal Paşa tarafından Başvekillikten ve bunun yanında Cumhuriyet Halk Fırkası’nın genel başkan vekilliğinden de alındı. İsmet İnönü başvekillikten alınması sonrasında yerine Celal Bayar başvekillik görevine getirildi ve İnönü bu dönemde yalnızca TBMM’de Malatya milletvekili olarak görevde bulundu.

Cumhurbaşkanlığı ve Çok Partili Dönem

İsmet İnönü, Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümden hemen sonra 11 Kasım 1938 tarihinde TBMM tarafından Cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanlığının yanı sıra Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanlığına da yine o seçildi. 26 Aralık 1938 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin 1. Olağanüstü Kurultay’ında CHP’nin “daimi ve değiştirilemez genel başkan”ı seçildi. Ayrıca İsmet İnönü’ye Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayı sayesinde “Milli Şef” sıfatını aldı. Bu olaylardan sonra paraların üzerindeki Mustafa Kemal Atatürk resimleri kaldırılıp onların yerine İsmet İnönü’nün portreleri kullanıldı.

İsmet İnönü, Cumhurbaşkanı olarak seçildikten hemen sonra başlayan II. Dünya Savaşı döneminde yani 1939-1945 yılları arasında, ülkeyi savaştan uzak tutmak istedi. Savaş yıllarında ortaya çıkan ekonomik ve toplumsal sorunlar dönemin unutulmayan mirası olarak kaldı. Yine o yıllarda İsmet Paşa, varlık Vergisi uygulamasını hayata geçirdi. Yine bu yıllarda Hasan Ali Yücel’in önderliğinde Köy Enstitüleri kuruldu. Bu enstitüler yıllar sonra kapanana kadar 20.000 öğrenci köy öğretmeni olarak eğitilerek göreve konuldu. Ayrıca İsmet İnönü’nün cumhurbaşkanlığı döneminde müziğe yeteneği olan ufak yaştaki çocukların bu konuda iyi bir eğitim almalarını sağlamak amacıyla çıkardığı Harika Çocuklar Yasası, İdil Biret ve Suna Kan gibi sanatçıların yetişmesinde önemli rol oynadı.

II. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra, gerek uluslararası bakımdan siyasi gelişmeler, gerekse ülke içindeki yeni oluşumlar rejimin genel anlamda değişmesinde önemli rol oynadı. 2. Dünya Savaşı’nın galiplerinden olan Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin Türkiye’den Kars, Ardahan, Artvin ve Sarıkamış’ı istedi. Bunun üzerine Türkiye, savaşın diğer galipleri Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık ile daha yakın ilişkilere mecbur kaldı. Bazı kesimler Sovyetler Birliği’nin böyle bir talepte bulunmadığını, Türkiye Cumhuriyeti’nin savaşın diğer galipleriyle yakınlık kurmasını istedikleri için böyle bir yalan haber ortaya çıkardıklarını iddia etse de askeri ve maddi destek vermeye hazır olduğunu belirten Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Truman Doktrini ile öngördüğü yardıma karşılık olarak, Türkiye’ye serbest seçimlere dayanan demokrasinin gelmesini istedi. Bunun yanında Köy Enstitüleri gibi Sovyetler Birliği’nin uygulamaları gibi uygulamaların da kaldırılmasını istedi.

İsmet İnönü 1945 yılında kurulan Milli Kalkınma Partisi’nden hemen sonra, 1946 yılında kurulan Demokrat Parti ile çekişmeli bir seçim yarışına girdi. İlk kez çok partili seçim yapılan 1946 yılında Cumhuriyet Halk Partisi seçimlerin sonucunda iktidarda kalmaya devam etti. Fakat seçimlerde kullanılan sistem yüzünden, o dönemde muhalefet partilerden olduğu öne sürülen bir kesim seçimlerin bir şekilde şaibeli olduğu iddia etti. Tek başına iktidarda kaldığı 1938-1950 yılları arasında Türkiye ekonomisi ortalama yıllık %1.8 oranında büyüdü. Bu başarıyı gören muhalefet partileri İsmet İnönü’ye karşı daha büyük cephe almaya, onu iktidardan düşürmeye çalıştı.

1950 Seçimleri ve Sonrası

14 Mayıs 1950 genel seçimlerinde muhalefet partilerin yoğun çalışması üzerine Cumhuriyet Halk Partisi’nin oyları düştü. Bu seçimlerde CHP %40 oy alırken, Demokrat Parti %52 oy aldı ve iktidara geçti. Bu dönemde İsmet İnönü cumhurbaşkanlığından ayrıldı ve ana muhalefet partisi genel başkanlığına geçti. Bu dönemde de siyasal yaşamını sürdürdü. On yıllık muhalefet parti başkanlığı döneminde, 1954 ve 1957 seçimlerini de kaybetmesine rağmen partisini bağlı kaldı ve iktidarın zamanla sertleşen baskılarına rağmen, CHP’nin yeniden güçlenmesine katkı sağladı.

27 Mayıs Darbesi

1960’lı yıllara gelindiğinde CHP ile DP arasındaki gerginlik daha da arttı. Ayrıca İsmet İnönü başta olmak üzere CHP’nin önemli üyelerine saldırılar düzenlendi. CHP’yi destekleyen gazeteler kapatıldı ve muhalif gazeteciler tutuklandı. Bu olayların üzerine Nisan 1960 tarihinde Demokrat Parti, basını sorgulamak amacıyla Tahkikat Komisyonu kurulmasını öneren kanunu teklif etti. Bu kanunda komisyon üyelerine gazete kapatma ve gazeteci tutuklama yetkisi tanınması öneriliyordu. Bu nedenle CHP’li vekiller sert bir şekilde bu yasaya karşı çıktı. Görüşmeler esnasında CHP’li vekillere çeşitli kısıtlamalar getirildi. Bu kısıtlamalar da İsmet İnönü’ye ise 12 oturumda katılım yasağı verildi. İnönü de Demokrat Parti’nin bu demokrasiye karşı tavrına eleştiri olarak meclisteki tarihi konuşmasını yapmıştır. Bu konuşma şu şekilde kaydedilmiştir; “Şimdi iktidarda bulunanların, iktidarı ellerinde bulunduranların milletleri ihtilâle nasıl zorladıkları insan hakları beyannamesine girmiştir. Eğer bir idare insan haklarını tanımaz, baskı rejimi kurarsa o memlekette ayaklanma olur. Buna mahal vermemek için idarelerin demokratik yolda olması, insan haklarının yürürlükte olması şarttır. Bu fikir Beyannamenin ruhunu teşkil ediyor. Şimdi mevzu bahis olan mesele bu. Demokratik rejim, insan hakları yürütülüyor mu, yürütülmüyor mu? Bu bir. Eğer insan hakları yürütülmez, vatandaş hakları zorlanırsa, baskı rejimi kurulursa ihtilâl behemehal olur. Beni dinleyin… Biz böyle bir ihtilâl içinde bulunmayız, bulunamayız. Böyle bir ihtilâl dışımızda, bizimle münasebeti olmayanlar tarafından yapılacaktır. Biz demokratik rejim dedik, demokratik rejim kurulmuştur. Bu demokratik rejim istikametinden ayrılıp baskı rejimi haline götürmek tehlikeli bir şeydir. Bu yolda devam ederseniz, sizi ben bile kurtaramam.”

“Sizi ben bile kurtaramam”. Karşı tarafa yapılan, farklı anlamda söylenen fakat eksik aktarılmasından ve eklenen ‘bile’ vurgusundan dolayı söyleniş amacından farklı algılanan atıfı İsmet İnönü’nün bu oturumunda söylenmiştir.

İsmet İnönü bu dönemde Demokrat Parti, 27 Mayıs 1960 Darbesiyle iktidardan uzaklaştırıp yeni anayasa kabul edildikten sonra, 15 Ekim 1961 genel seçimleri’nden Cumhuriyet Halk Partisi tek başına iktidar olacak çoğunluğu sağlayamamasına rağmen, 1. parti olarak iktidara çıkınca, 24 yıl sonra tekrar başbakan olarak hükümeti kurmakla görevlendirildi. Yine bu dönemde CHP-AP, CHP-YTP-CKMP ve CHP-Bağımsızlar koalisyon hükümetlerinde başkanlık görevini üstlendi. Aynı zamanda yeni kurulan siyasal sistemin sağlıklı biçimde işlemesi için de çaba gösterdi.

İsmet İnönü 27 Mayıs 1960 Darbesinin hemen sonrasında oluşan sorunlara da çözüm sağlamaya çalışarak 22 Şubat 1962 ayaklanması, hemen akabinde olan 20 Mayıs 1963 ayaklanması girişimlerinin önlenmesi çabalarında dönemin Cumhurbaşkanı olan Cemal Gürsel’e, Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay ile birlikte yardım etti. 1964 yılında Kıbrıs olayları sırasında Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale etmesini engellemesi üzerine dış politikada çok yönlü arayışlara girdi.

5 yıllık kalkınma planları ve sendikalar, grev ve toplu sözleşme yasalarının çıkarılması, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun kurulması, Sovyetler Birliği ile iyi ilişkiler kurulması, İlk Devlet Araştırma Kütüphanesi, Ankara Antlaiması ve hemen akabindeki sene Ortak Pazar Üyeliği, Milli Güvenlik Kurulu’nun başlangıcı ve geliştirilmesi, Milli İstihbarat Teşkilatı yasası ve düzenlemesi, Türk Ordusunun modernize edilmesi, Avrupa ve Orta Asya Devletlerini bağlayan mikrodalga radyo iletişim ağının kurulması, Pakistan ve İran ile birlikte Bölgesel Kalkınma Organizasyonu’nun kurulması, Güneydoğu Anadolu’nun kalkınma ve geliştirilmesi için planlar, Devlet İstatistik Enstitüsü ile Turizm Bakanlığının kurulması. Basın Yayın Yüksek Okulu’nun kurulması İsmet İnönü’nün Başbakanlık döneminde Türkiye için yaptığı çalışmalardır.

İsmet İnönü mecliste yapılan bütçe oylamasında, ret oyların kabul oylarından fazla çıkmasının üzerine istifa etti. 20 Şubat 1965 tarihinde Başbakanlık koltuğunu Suat Hayri Ürgüplü’ye bıraktı. 1965 seçimlerinde partinin seçimi kaybetmesinden sonra, parti içi görüş ayrılıkları daha da arttı. İsmet İnönü’nün desteklediği “ortanın solu” politika anlayışı Cumhuriyet Halk Partisi üyeleri tarafından benimsenmesine rağmen parti 1969 genel seçimlerini de kaybetti.

CHP’den Ayrılması ve Cumhiriyet Senatosu

İsmet İnönü, 12 Mart 1971 tarihindeki Türk Silahlı Kuvvetleri müdahalesinden sonra, Cumhuriyet Halk Partisi’nin ülke açısından tutumu konusunda parti içinde oldukça önemli görüş ayrılıkları doğdu ve CHP Genel Sekreteri Bülent Ecevit ile uyuşmazlık yaşadı. Bu uyuşmazlığın nedeni Ecevit’e göre, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin müdahalesinin amacı, CHP içinde hakim olan “ortanın solu” politikasına son vermek ve partinin iktidara gelmesini önlemekti. İnönü ise müdahaleyi bu şekilde algılamıyordu ve müdahaleden 2 gün sonra CHP grubunda o döneme damgasını vuran çok sert bir konuşma yaptı. Fakat yine de ortamın yumuşaması için yeni kabineye bakan vermeyi onaylayarak ortamdaki gerginliği biraz da olsa yumuşattı. Bu gerginliklerin arasında yeni kurulacak hükümete partinin üye verip vermeyeceği konusunda oluşan anlaşmazlık sonrasında Bülent Ecevit istifasını verdi. İsmet İnönü, Bülent Ecevit ile yoğun bir mücadeleye girdi. 1972 yılının Mayıs ayında toplanan 5. Olağanüstü Kurultay’da, İnönü, politikasının partisince onaylanmaması durumunda istifa edeceğini bildirdi. Kurultayda parti meclisi Bülent Ecevit’in destekleyince de 8 Mayıs 1972 tarihinde toplamda 34 yıldır görev yaptığı Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanlığından istifa etti. Türk siyaset tarihinde parti içi mücadele sonucunda değişen ilk genel başkan olarak tarihe geçti. Bu olaylardan bir kaç ay sonra İsmet İnönü, 4 Kasım 1972 tarihinde CHP üyeliğinden, 14 Kasım 1972 tarihinde de milletvekilliğinden istifasını verdi. İstifa ettikten sonra Senato’ya yaptığı başvuru üzerine Eski Cumhurbaşkanı sıfatıyla senatör olarak Cumhuriyet Senatosu’nda görev aldı.

Ölümü

Senatoya girmesinin ardından, yaşından dolayı meydana gelen rahatsızlıkları İsmet İnönü’yü yıpratmıştı ve 23 Aralık 1973’te hayata veda etti. 28 Aralık 1973 tarihinde de Anıtkabir’de Devlet Töreni ile toprağa verildi.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir